~ Aşağıdaki İlan Panosu, yeni duyuru eklendiğinde kızaracaktır. Güncel duyuruları oradan takip edebilirsiniz.
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Tom Mateo McDown

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Tom Matteo McDown
Ravenclaw I. sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 54
Rp Yaşı : 11
Kan Statüsü : Safkan
Desteklediği Taraf : Tarafsız.
En Belirgin Özelliği : Zeki.
Kayıt tarihi : 14/11/08

MesajKonu: Tom Mateo McDown   Cuma Kas. 14, 2008 2:34 pm

¤ Adı ~ Tom Mateo
¤ Soyadı ~ McDown
¤ Yaşı ~ 11
¤ Kan Statüsü ~ Safkan
¤ Uyruğu ~ İngiliz

¤ Fiziksel Özellikleri ~

Siyah saçlara, beyaz bir tene, renkli gözlere sahiptir. Uzun boyludur ve yakışıklı sayılabilir. Genelde koyu renk kıyafetler giymeyi tercih eder. Gri ve siyah, onun vazgeçilmez renkleri arasındadır.

¤ Kişisel Özellikleri ~ Soğuk, ukala, bencil bir kişi olarak tanımlanır, kendisini tanımayanlar tarafından. Halbuki, iç dünyasında bambaşka bir kimlik vardır. Sevecen, umursamaz, her yere uyum sağlayabilen bir kişi olarak tanımlanır, kendisini tanıyanlar tarafından. Bir işi, sonunu düşünmeden yapar ve olayları gidişatına bırakır. Anın tadını çıkartır. Ruh hali değişkendir. Bir önceki gün oldukça neşeli iken, ertesi gün aşırı sinirli gözükebilir. Hemen arkadaş edinme gibi bir özelliği yoktur. Bu mertebe onun için yüksektir ve insanları seçerek, bu kategoriye sokar. Arkadaşları için her şeyi yapabilir. Ukaladır. Bildiği bir konuyu, başkalarına söylemekten hiç çekinmez. Fakat her seferinde bundan utanç duyar ve her seferinde de, ukalalığı yüzünden ortaya çıkan sorunları düzeltmeye çalışır.

¤ Örnek Rp ~ (Başka bir sitede yaptığım rpg'dir.)
Trenin sistematik bir şekilde çıkardığı sesin kulağında yankılanması devam eder bir halde, trenin basamaklarından aşağıya kendisini atmıştı Achille. Kahverengi, ahşap ve eski görünümlü, elinde emanet gibi duran valizini peşinden sürükleyerek ilerliyordu, geçen yıl da ilerlemiş olduğu taş yolda. Biraz daha yürüdükten sonra, bu taş yolun bir patikaya bağlanacağını biliyor; ondan sonra da kendisini karşılayacak olan arabaların, patikanın sonunda hazır bir şekilde durduğunu tahmin edebiliyordu. Yine sıradan bir hayatın, sıradan olaylarından birini gerçekleştiriyordu. Belki de bu okulda yaşadığı olaylar içerisinde tek sıradan olmayan, okula ilk gelişiydi. Öyle ya, ilk heyecan. Aslında pek heyecanlandığı söylenemezdi. Hangi binaya seçileceğini biliyordu, okul hakkında daha önceden bilgisi vardı. Yeni arkadaşlar edinme meraklısı birisi değildi ve bu da onun yaşamına renk katmıyordu. Diğer çocukların çoğundan farklıydı bu konuda. Seçmen şapka başına geçtiği an bayılacak gibi olan, mızmız veletler gibi değildi o. "Tak!"

Taş yolda ilerleyen valizinin, bir boşluğa girip çıkması, bu nedenle de savrulup düşmesi ve Achille'in bunu engelleyememesi, bu lanet olasıca sesi çıkarmıştı. Trenden inenlerin sesi yetmiyormuş gibi. Valizini güçlükle yerden kaldırdı, birkaç tanıdık yüz ile göz göze geldi, gözlerini kaçırdı fakat yakalandı. "Hey Achille!"demişti, çilli, beyaz bir yüze sahip olan, siyah dağınık saçlarının altında boş bir ifade bulunan, tipik İngiliz çocuk. Yakalanan bir suçlunun, elinden hiçbir şey gelmeyeceğini ifade eden bir şekil, Achille'in bedenine ve oradan da yüzüne yerleşmişti, valizini arkasına alıp, sürüklemeye teşebbüs ederken. Çocuk hızla yanına yaklaşmış ve çocuğun yapılı bedeninin oksijenini zorla yetiştirdiği anlaşılan kalbinin hızla çarpması sonucu oluşan sık nefes alıp verme sesi, Achille'in trenin o sıkıcı sistematik sesinden yeni kurtulmayı başarmış olan kulağına ilişiyor ve gittikçe sinirini bozuyordu. "Evet Matt! Durdurduğuna göre önemli bir şey olmalı." dedi, başından savarcasına. Halbuki onun ne söyleyeceğini, kendisinin ne yanıt vereceğini biliyordu. Tatil dönüşü, ne sorulabilir veya ne cevaplanılabilirdi ki zaten?

"Yok ahbap. Sadece nasılsın, tatilin nasıl geçti, gibi sorular soracaktım." 'Ahbap.' Kınayan gözler ile çocuğa bakarken, bir yandan da onunla bu kadar samimi olduğunu hatırlamadığını farkediyordu. Aslında kimse ile, bu kelimeyi kendisine karşı kullanmasını sağlayabilecek kadar samimi olduğunu hatırlamıyordu. Valizini yere sabitlercesine koydu ve ardından elleri ile manşetlerini temizledi. Bir sürtüşme yaşanmasını istemiyordu, zaten Matt de sürtüşmeyi göze alabilecek birisi değildi. Rahatsız olduğunu belirtmek için boğazından garip bir ses çıkardı, ardından da konuşmaya başladı. "Her zamanki gibi. Geldi, geçti." dedi soğuk ifadesine uyan ses tonu ile. Karşısındaki yılışık tipin ifadesiz gülüşü silinirken, Achille onun rahatsız olduğunu hissedebiliyor, bundan da anlamsızca bir zevk alıyordu. Belki de çocuğun rahatsızlığı, kendisine soru sorulmamasındandı. Kim bilir, yazın neler yapmıştı. Nerelere gitmiş, neler almıştı ve bunları tanıdığı herkese anlatarak, bunun yalnızca kendisinde kalmamasını sağlayacaktı. Tabi Achille izin verseydi. Karşısındaki çocuk büyük bir yüzsüzlük örneği sergileyerek konuşmaya devam ediyordu. "Benim tatilimin nasıl geçtiğini sorarsan- Peki sormuş muydu? Elbette sormamıştı. Peki Achille soru sormamış ise, bu çocuğun kendisi ile konuşmasının bir anlamı var mıydı? Pekala gidip bir ayna bulabilir, karşısına geçip istediği soruları sorabilir ve istediği yanıtları vererek, kendi kendisine zevk alabilirdi. Ama olmazdı. Meraklı insanlar, karşısındakinin de meraklı olmasını bekler ve bildikleri, yaşadıkları her şeyi anlatmaya çabalarlardı. - oldukça güzel geçti. Almanya'da, dayımın şatosunda kaldık ve orada iksir eğitimi aldım.- Achille, artık çocuğun lafını bitirmesini bekler bir halde duruyordu. İksir eğitimi aldım lafı ile, sanki Achille'i tehdit eder gibi bir hale bürünmüş olan bu acınası, meraklı, dedikoducu velet, hâla konuşmaya devam ediyor; Achille'in zaten gergin olan sinirlerini iyice geriyor ve yakında gerilmeden dolayı kopacak olan bu sinirlerin hassas olduğunu bilmeyen bir ifade ile ağzını yayarak konuşmasına devam ediyordu.

Bir süre sonra Achille'in, sihir tarihi dersinde bulunan bir öğrencinin bürünebileceği bir ifadeye büründüğünü farkeden çocuk, yeni birisini görmenin vermiş olduğu heyecanla sözlerini hızla bitiriyor, sanki sürekli görüşüyorlarmış gibi, 'Görüşürüz.' diyerek Achille'in yanından ayrılıyordu. Eylül ayının serin sıcaklığının kuruttuğu ağzının, birkaç damla suya muhtaç olduğunu hisseden Achille, çocuğa boş bir bakış attıktan sonra taş yolda adımlarını öncekine nazaran daha da hızlandırıyor ve bu sefer valizini daha dikkatli sürüklüyordu. Taş yolun bitiminde, güneşin battığını farkediyor ve kalabalığın kendisine doğru geldiğini gördükten sonra, bunu izleme zevkinden mahrum bırakıldığını görerek, toprak yolun üzerinde bulunan irili ufaklı birçok taşın sarstığı valizini, daha sıkı tutarak ileride, korunun hemen dibinde bulunan altı kişilik, siyah koltuklu, valizinin ahşabına benzer bir ahşaptan yapılma arabalara doğru yürüyordu. İleride hademenin, tanıyamadığı bir profesör ile konuştuğunu görebiliyor, ilk başlarda uzaktan gelen seslerin, gitgide yakınlaştığını farkederek adımlarını daha da hızlandırıyordu. Bir yarışta gibiydi sanki. Kaybederse, yok olacağı bir yarış. Ciğerlerinin zorlandığını hissedebiliyordu ve bu nedenle bir süre duraksamaya karar verdi. Etrafına baktığında hiçbir değişiklik yoktu. Gözleri Emilies'i aradı bir süre. Sanki hemen, şu ağacın arkasından çıkacak da, kendisini karşılayabilecek gibi. Uzun zaman olmuştu onu görmeyeli. Seslerin gittikçe yaklaştığını farkediyor ve tekrar yürüyüşe koyuluyor. Şimdi, üç kişinin içinde bulunduğu bir arabanın dibine kadar gelmişti.

"Yeni müdire bu konuda değişik bir şeyler düşünebilir. Bir çocuk daha gelmiş. Eskiden bu kadar erken kimse gelmezdi." demişti, Achille'e doğru ilerleyen hademe. Achille gülümsemeye başlamış, Achille'in gülümsediğini gören hademe anlamsızca kendisine bakmış, sonra da gülümsemeyi üzerine alınıp o da karşılık vermişti. Herşey sandığı kadar sıradan değildi belki de. Karşısında duran üç kişinin yüzüne baktığında, onları tanımadığını farketti. Ne kadar da üzücü bir durumdaydı! Boş şeylerden konuşacak birkaç tanıdık yüzün olmaması. Sol elini aşağıya sarkıtmış bir şekilde, karanlığa dönüşen gökyüzüne bakıyordu. Yıldızlar, hapis hayatından kurtulmuş bir insanın yüzündeki sevinç gibi, parıltılar halinde dünyaya gülümsüyorlardı. Gürültü artık arabalardaydı ve, ilk arabada bulunan Achille, okula ilk gitme mutluluğunu yaşayacak olmasından ötürü, tarifsiz bir sevinç içerisindeydi. Az sonra arabanın neredeyse sağa devrilmesini sağlayacak bir oğlan ile, ufacık bir kız da arabaya bindi ve araba kendiliğinden okula, Hogwarts'a doğru hızla yola koyuldu.

Tarihi şato, arabaların kendisine olan mesafelerinin azalması ile birlikte, gittikçe büyüyordu. Şatonun bu görkemli hali, içindeki sıradanlığı gizleme amaçlı yapılmış olabilir miydi? Cevabı bilinemezdi. Valizini zorla arabadan indirirken, babasının neden valizini büyü ile hafifletmeye yeltenmemesini düşünüyordu. Güçlü olmalıymış. Sihir zaten güç demek değil miydi? Güç sihir ise, fiziksel gücün bir anlamı kalır mıydı ki? Okul giriş kapısının önündeydi artık. Taş duvarın rutubet kokusunun burnundan içeri girdiğini hissedebiliyor, zihninin bulanıklaştığını farkediyordu. Açık olan kapıdan içeriye girdi. Aşırı ışık, karanlığa alışkın göz bebeklerini rahatsız etti. Valizini, herkesin yaptığı gibi, sağda bulunan odaya bırakma zorunluluğu vardı. Valizini bıraktı ve büyük salona ilerlerken, kapının önünde biriken yeni öğrencileri gördü. Yüzlerindeki heyecan ve korku belirtisi, kendisini sinirlendiriyordu. Pis bir bakış attı, ilk sıradaki çocuk ile göz göze geldi, nefret ile baktı, çocuğun korkmasını sağladı, pis bir zevk duygusu ile büyük salonun görkemli kapısına doğru adımlarını yönlendirdi.

Büyük salonda değişen pek bir şey yoktu. Öğretmenler masasında oturan kadro dışında. İçinde bir takım değişiklikler vardı ve en önemlisi de eski müdür yerinde değildi. Değişikliğin bir sebebi olmalıydı ve bu da yine esrarengiz olayların döndüğünün belirtisiydi. Slytherin masasına geçti ve bomboş duran masada, profesör masasına en yakın konumda bulunan sandalyeye kendisini bıraktı. Salon yavaş yavaş dolarken, seste artıyordu. Achille, tanıdık bir çok simanın salona girişini gördü, hiçbir tanıma belirtisi göstermedi, masasına dayadığı dirseğine ağırlığını yüklemiş olduğu başı ile masaya boş bir şekilde bakmaya devam etti. Zaman öldürme deyimini yerine getiren her insan gibi, boş bir işle meşguldü. Sessizce durmak. Salon tamamen dolduktan sonra, okul cüppeleri ile ikişerli sıra halinde yürüyen yeni öğrenciler, alkış ve tezahüratlar eşliğinde içeriye girdiler, müdirenin karşısında sırada kaldılar. Achille, bazılarının sessizce mırıldandığını, bazılarının korkusuzca şapkaya baktığını, bazılarının ise hayret ile ağzını açmış bir şekilde salonu izlediğini görebiliyordu. Bir süre daha sonra seçim işlemi başladı, tabureye oturan çocukların bir binaya seçilmesinden sonra geleneksel olarak yapılan kutlamalar yapıldı. Ama Achille'in beklediği bölüm geliyordu. Bayan Schwanhild kürsüye gelmişti.

Bazı sağlık problemleri? Achille, geçen yıl Bay Clayton'un oldukça sağlıklı göründüğüne yemin edebilirdi. Kafaya fazla takmamaya karar verdi ve ne de olsa herhangi bir durumun kendisini ilgilendirmediğini biliyordu.Savaşta kaybedenler, taraf olanlardı ona göre. Altın tabağında ortaya çıkan bifteğe çatalını batırdı ve bıçağı ile keserek yemeğe başladı. Yeni bir yıl, yeni bir heyecan olacak mıydı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://darksideofhogwarts.yetkin-forum.com/lejant-f6/tom-mateo-m
Christina A. Carlisle
Kara Büyü Profesörü ve Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 232
Yaş : 30
Rp Yaşı : 25
Kan Statüsü : Safkan
Desteklediği Taraf : Karanlık Taraf
En Belirgin Özelliği : Soğuk ve Gizemli
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: Tom Mateo McDown   Cuma Kas. 14, 2008 2:39 pm

Ravenclaw ~

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Tom Mateo McDown
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts'ın Karanlık Yüzünden Önce :: Karakter :: Seçme Bölümü-
Buraya geçin: