~ Aşağıdaki İlan Panosu, yeni duyuru eklendiğinde kızaracaktır. Güncel duyuruları oradan takip edebilirsiniz.
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Josette le Lieth

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Josette le Lieth
Slytherin I. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 41
Asa : Gül Ağacı - Veela Saç Teli - 14 Inch - Esnemez
Lakap : Lakap takılmasından nefret eder.
Rp Yaşı : 11
Kan Statüsü : Safkan
Desteklediği Taraf : Karanlık Taraf
En Belirgin Özelliği : Çıkarları doğrultusunda hareket eder.
Kayıt tarihi : 11/11/08

MesajKonu: Josette le Lieth   Çarş. Kas. 12, 2008 5:25 am

| Karakterin |


¤ Adı ~ Josette Meredith
¤ Soyadı ~ le Lieth
¤ Yaşı ~ 11
¤ Kan Statüsü ~ Safkan
¤ Uyruğu ~ Leh

¤ Fiziksel Özellikleri ~ Işıkta parlayan uzun sarı saçlar. Genetik bozukluk yüzünden renk değiştiren gözler. Bembeyaz lekesiz bir ten. Güzel bir portre gibidir Josette. Koyu yeşil gözleri genellikle ifadesiz olan yüzüyle zıt olarak dalgınlığı belli eden bir pırıltıya sahiptir. Yaşıtlarına göre uzun boylu olmasa da zayıflığı nedeniyle birkaç santim daha uzun görünür. Kıyafet seçiminde pek şıklık aramaz, daha çok rahat ettiği kıyafetleri ve sade elbiseleri giyer.

¤ Kişisel Özellikleri ~
Söz dinlemez, ukala ve sabırsız. Aynı zamanda hırçın ve kontrol edilemez bir kız. Aileden gelen genetik özelliklerin çoğu Josette'de görülmektedir. Yüzünde her zaman alaycı bir gülümseme vardır. Liderlik özelliği gelişmiş olan genç cadı yönetmekten, azarlamaktan ve emir vermekten zevk alır. Zekidir, kolay kolay kandırılamaz. En ufak bir şeyi gözünden kaçırmadığı gibi yalan söylendiğini de fark etmekte zorlanmaz. Ama kendisi ustalıkla rol yapabilir. Çıkarları doğrultusunda hareket eder. Özellikle arkadaşlıkları çıkar üzerine kurulmuştur. Faydalanamayacağı kişilere yaklaşmaz bile. İşine yarayacak kişileri de kulanmaktan çekinmez. Yeni tanıştıklarına karşı hep soğuk ve mesafeli davranmıştır. Küçüklüğünden beri tanıdığı birkaç kişi dışında kimseye güvenmez. Kibirlidir, kendinden başkasını pek önemsemez ve aşağı görür. Çalışmaktan hoşlanmasa da çabuk kavrama yeteneği sayesinde öğrenmekte güçlük çekmez. Kendini küçük şeylerle tatmin edemediği gibi aç gözlülüğünden her zaman daha fazlasını ister, bu yüzden mutluluğu kısa süreli olur. İkilemde kalmaz, kendine sunulan seçeneklerden yararlanır. Kızdırılmadığı sürece sakindir. Mantığını duygularının önüde tutar, en kötü olaylarda bile hızlı düşünüp karar verebilir. Ne zaman ne yapacağı belli olmaz, değişken bir karakteri vardır. Başarı onun için kesin göründüğü için yenilgiyi hazmedemez. Maceralardan hoşlanmasına karşın hayatını tehlikeye atacak kadar cesur değildir. Zayıf noktaları keşfetmekte üstüne yoktur, düşmanlarına karşı acıa duygusu göstermeden onları her fırsatta ezer. Işıktan kaçar, teninin koyulaşmasından nefret eder. Sol omzunun arkasında kamaya sarılmış yılan dövmesi vardır ve bununla gurur duyar.

¤ Örnek Rp ~

Nefret… Lleweyn’in içindeki tek insansı duygu buydu belki de. Ailesinin lanetlenmiş olması, ikizi Lysithea ile bildiği kesin geçmişinin bir parçasıydı. Daha küçükken normal bir hayat sürememiş olan kızlar çocukluklarını üstlerinden atamadan vampir olmuşlardı. Dönüştürüldükleri gün Transilvanya’nın havasındaki farklılıktan kötü birşeyler olacağını sezmişlerdi. Annesini bir kurban gibi cansız ve korkunç haliyle izlemek zorunda kalırken babasının fısıldadığı büyülü sözleri hatırlayabiliyordu Lleweyn. Daha sonra yanlarına gelen vampirler kızlarla beslenmiş, onlara ölümsüzlüğü hediye etmişlerdi. Yarı vampirken safkan olmak değiştirmemişti genç kızı. Hala güç peşindeydi ve istediğini elde etmesine az bir zaman kalmıştı. Yeniden İngiltereye döndüklerinde büyünün normal bir şey olarak karşılandığını görünce şaşırmışlardı. Cadılar ve büyücüler için okullar açılmış, mezun olanlarsa bakanlık dedikleri yerlerde çalışmaya başlamışlardı. Bütün bu değişimlerin arkasında ne olduğunu merak ederlerken kendi ırklarından olanlarla tanışmışlardı. Sürüye katılmayı istememiş olan ikizler başı boş dolaşmamak için kabul etmişlerdi teklifi. Transilvanya’nın vampirlerin oluşum yeri olmasına rağmen kendileri gibi olanlar dört bir yana dağılmışlardı. Büyücülük dünyasındaki karışıklıklarını inceleyen ikizler adlarını sadece efsanelerde duydukları kurtadamlarla da karşılaşmışlardı. Bir dünyanın kısa bir süre içinde bambaşka bir hal alması gerçekten şaşırtıcıydı.

Uyum sağlamak. Zor bir kavram olsa da aradan geçen doksan yıl kızları bir bakıma olgunlaştırmıştı. Sürüdeki yaramaz ikizler olmaya devam etseler de dış çevrede acımasız vampirler olarak biliniyorlardı. Önce avlarıyla oynar, sonra beslenirlerdi. Özellikle Lysithea’nın beslenme zevki çok farklıydı. Avlarına gösterdiği resimleri bir zaman kaybı olarak görüyordu Lleweyn. İkizinin seçtiği kişiler acınacak insanlar olmasına karşın kendi avları güzel ve seçkin kişilerdi. Elizabeth’inkiler gibi… Yarı vampir olan o kadın yıllarca güzelliğinin bozulmaması için kan banyosu yapmıştı. Hizmetçilerini de dahil ettiği bu oyunda kaybeden kendisi olmuştu. Evinden çıkan cesetlere açıklama bulamazken köyde kaybolan kızlarla eşit sayıda ceset çıktığını görenler ne olduğunu anlamışlardı. Hizmetçilerden çok sevdiği arkadaşı Joanna Ujvary bile asılmıştı Anna ile birlikte. Küçüklüklerini birlikte geçirmiş hizmetçilerin asıldığı haberi gelen evde belki de bir gece boyunca ağlamıştı Lleweyn.

Gecenin soğuğundan titrerken ellerini uzun siyah paltosunun cebine soktu. Bembeyaz ve narin teni vampir olmasına karşın fazlasıyla duyarlıydı. İkizinin aksine siyah saçlı ve daha beyaz tenli olan Lleweyn de çil yoktu. Lysithea’nın elmacık kemiklerinin yan taraflarında dizilmiş küçük, belirsiz çiller kızların küçük farklılıklarından biriydi. Ayrıca ikizinin kırmızımsı yanakları ve biraz daha kilolu olması gözden kaçırılmayacak bir farktı. Bütün bunlara rağmen kızlar birbirlerine çok benziyorlardı aslında. İçindeki hislere kulak veren Lleweyn Arcanum ormanına doğru yöneldi. Avlanamamıştı ama ikizinin avlanmış olduğunu hissedebiliyordu. Açlığını bastırmak için karar değiştirip geri dönmeye hazırlanırken biraz öteden gelen ayak seslerini işitip çevik bir hareketle ağaca tırmandı. Vampirler efsanelerdeki gibi yarasaya dönüşemezlerdi. Güçlü olanların dışında havada süzülebilen vampirlerde yoktu. Şehir efendileri zihin kontrolüyle haraketlerini fark ettirmeden yerden yükselebilirken avlarını da kontrol edebiliyorlardı. Hatta iz bıraktıkları insanlarla onları dönüştürmeden ve öldürmeden beslenebiliyorlardı. Ama Lleweyn yüz yaşına bile girmemiş, tecrübeli ve güçlü olsa da yeni sayılan bir vampirken sürüde böyle yetenekleri öğrenmeye çalışamazdı. Sadece hızlı hareket etmeyi ve zihin kontorülü öğrenmişti. Tırmandığı ağacın dalına tutunarak baş aşağı dururken bir yarasadan farksızdı aslında. Yıllar önce bulduğu bir büyüyle dişlerini kısaltabilen kız şimdi köpek dişlerinin üzerinde gezdirdiği diliyle büyüyü kısa bir süreliğine de olsa bozuyordu. Kan kırmızısı dudaklarından dışarı doğru uzayan sivri dişler ay ışığı altında parlıyordu. Avlarının iki kişi olduğunu görünce sırıttı. Bu gece karnını gerçek anlamda doyurabilecekti.

‘Bonne nuit madam.’ Sevgilisinden uzaklaşan kadın ağaçta daha önce hiç inanmadığı bir varlığı görünce korkudan titremişti. Avlarının acizliğini seyretmekten zevk alan Lleweyn kaçmaya çalışan kadını biraz izledi. Gölgeler onu saklarken ay ışığı da kadını ortaya çıkarıyordu. En sonunda çığlık atarak yere kapaklanan kadın acıyla inlemeye başlamıştı. Gözlerini avının gözlerine diken Lleweyn zorluk çıkmasın diye zihin kontorlünü kullandı. Böylece avı direnemeyecek ama boynuna saplanan dişlerin acısını hissedecekti. Memnuniyetle gülümseyen Lleweyn kadının yanına çömelmişti. Dudakları hafifçe aralanırken dişler boyna saplanmıştı bile. Beş dakika kan emildikten sonra duran kalple birlikte soğumaya başlayan vücudu itip ayağa kalktı. Ölüm gerçekleştikten sonra sıcaklığını yitiren kanın tadı olmuyordu. Dudaklarının kenarlarındaki kanları sildikten sonra adamın gelip gelmeyeceğini anlamak için yeniden yüksek bir ağaca tırmandı. Görünürde kimse yoktu. Daha fazla oyalanmayarak Arcanum Ormanına doğru yönelirken aklına Transilvanya gelmişti. Terk etmek zorunda bırakıldıkları yer. Bazıları ikizlerin sürüldüklerini iddaa ediyorlardı. Gerçek bu muydu? Yoksa anılardan kaçmak isteyen kızlar kendi istekleriyle mi İngiltere’ye dönmüşlerdi? Cevaplar asla tam olarak bilinmiyordu. Açıklama yapmaktan kaçınıyordu Lleweyn. Ona göre Transilvanya’da kalmak daha iyi olacaktı. Ama vampirlerin varlığını bilen insanlar ölmemek için her önlemi almışlardı. Özellikle kazıklar ve haçlar tehlikeli silahlardı. Sadece gümüş kurşunlar vampirlerin bedenlerine zarar verebilirdi. Belki kısa süreli bir baygınlık yaratırdı ama bu esnada kazıklar çoktan kalplerine saplanmış olurdu.

Orman sıcak bir yuva gibi vampirleri ve diğer yaratıkları barındırmaya başlamıştı. Lleweyn’in mezarlıklardan sonra en sevdiği yerdi. İkiziyle vakit geçirmek için ağaçların daha sık olduğu yerleri tercih ediyordu. Mezarlık ne kadar dikkat çekiciyse orman o kadar kapalı ve gizemliydi. Bütün bunlara rağmen iz sürmekte güçlük çekiyordu Lle. İkizinin nerede bulunduğunu anlamaya çalışırken tanıdık bir hisle irkildi. Fazla uzakta değildi Lysithea. Çalıların arkasında saklanarak ilerlerken ikizini gördüğünde biraz daha dikkat ederek geri çekildi. Karanlık, siyah elbisesi ve siyah saçlarıyla Lleweyn’i gizliyordu. Az sonra Lysith’in arkasında belirirken ağaca yaslanmış ikizine bakarak gülümsedi. Bir gece de olsa o yokken kendini kötü hissediyordu. Sorusuna karşılık olarak kadının saçlarını hatırlamaya çalışırken ağacın alt dallarından birine yerleşmişti.

‘Kızıldı. Sevgilisiyle son gününü geçirdi zavallı.’


x x x


‘Anne, biz neden yaratıldık?’ Beş yaşındayken durmadan soru soran çocuklar gibi aklına geleni sıralıyordu Lleweyn. Aldığı cevapları bile doğru düzgün anlamazken yönelttiği bu sorunun cevabı gerçekten acayip olmuştu. ‘Kaderimizi değiştirmek için yaratıldık tatlım.’ Kader? Geniş ve anlaşılması güç bir kavramdı. *Kaderi değiştirmek için yaratıldıysak neden vampiriz? Neden sonsuza kadar karanlığa mahkum edildik? İnsanları öldürmek için bir aracıdan başka bir şey olamayız. Kan… Bizim varlığımızı sürdürmemiz için gerekli tek şey ve sadece insanlarınki doyurucu.* Aradan geçen zamana rağmen annesinin sözünü hatırlayabilmiş olmasına şaşırmıştı. Kımıldamadan ikizine bakmayı sürdürüyordu. Sarı saçlar… Annesininki gibi. Çift yumurta ikizi olan kızlar birbirlerine ancak kardeş gibi benziyorlardı. Yüz hatları, dudakları ve gözleri aynı olsa da diğer özellikleri farklıydı. Her zaman akıllı ve dengeli bir kız olan Lysithea ikizinden daha mantıklı konuşurdu. Ailesiyle birlikte oldukları zamanda bile tüm akrabaların gözdesiydi Lysit. Küçük yaşlarda bile fazla akıllı olması, söylenen her şeyi anlaması genç kızın sevilmesinde önemli rol oynamıştı. Eve gelen herkes Lle’yi umursamadan sadece Lysit’le konuşurdu. Genç vampir ikizini hiçbir zaman kıskanmamıştı. İlgi onun üzerindeyken konuşmadan annesine sarılırdı. Buna rağmen günlerce ikizine küs kaldığı da olurdu. Böyle zamanlarda beş yaşındaki bir çocuk nasıl küsmüş gibi davranırsa Lleweyn deaynı şekilde Lysit’le konuşmadan somurtarak otururdu. Ama sonunda dayanamayarak barışırdı.

‘Bilirsin Lle. Ben kızılları sevmem. Gereksiz ama soracağım. Güzel miydi?Gerçi benimkinden güzel olduğu kesin.’


Kızıllar? Lleweyn’e göre çilli olmayanları oldukça güzeldi. *Cadılar bayramı Lysit, ben bu sene kızıl olacağım!* Hafifçe gülümserken aklına eski cadılar bayramı gelmişti. Oniki yaşında kutladıkları bayram hala taze bir anıydı genç vampir için. Saçını kızıla boyayıp kabartan Lleweyn ölüm meleği olmayı seçmişti. Biraz da büyünün etkisiyle gerçek bir ölüm meleği gibi görünürken ikizi ise tanrıça kıyafeti giymişti. ‘Ben bu sene insanları yöneteceğim Lle!’ O anki coşkuyla ne konuştuklarını bilmezlerken gerçekten güzel bir bayram geçirmişlerdi. Şeker ya da şaka diyerek dolaştıkları evlerden genellikle şeker almışlardı. O gece poşetteki bütün şekerleri bitirdiklerini de hatırlıyordu. Karınlarına ağrı girse de gece boyunca gülmüşlerdi. *Çocukluğum… Sanki siyah bir torbanın içine sokularak denize atıldı. Ve hala batmamak için çırpınıyor?* Geçmişindeki izleri silmeye uğraşsa da asla silemeyecekti, biliyordu. Hatıraları peşini bırakmayacaktı, böyle basit anlarda bile aklını karıştırmaya devam edeceklerdi. Çıldıracak düzeye gelince de birden silinip yok olurlardı. *Keşke hiç yaşanmasalardı.* Hafıza kaybına uğramayı o kadar çok dilerdi ki! Son doksan yılda olanları unutabilmek için her şeyini verirdi.

‘Hayatta sevilecek kaç kişi var ki? Etraftaki değersiz insanlar arasında kendimize en uygun olan avları seçiyoruz. Ölmeyi hak etmeyenleri toplasan kaç kişi kalır elinde?’


Belli belirsiz bir hırsla söyledikleri kıvırcık saçlı küçük bir kızın konuşmasıyla arada kaynamıştı. Sinirle arkasını dönerken bir yandan da kıza verebilecek en uygun cevabı düşünüyordu. ‘Tatlım, burada sana uygun bir yemek yok. İstersen aşağı çiftlikten tavuk kanı içirebiliriz sana, ne dersin?’ Kızın yeni vampir olmadığını anlamak için incelemeye gerek yoktu. Etrafa yaydığı enerji eski vampirlerden olduğunu belli ediyordu. Ama küçüktü! Ne kadar yaşlı olursa olsun Lleweyn’nin karşısında deneyimleri hiçbir işe yaramazdı. Ses tonuna alay katmamıştı ama düşündüklerini belli eden sözler kullanmaya dikkat etmişti. Aşağıda çiftlik yoktu, tavuk da. Sadece çocuğunu aşağılayan bir anne gibi davranmıştı Llewyn. Yanlarına gelen vampiri tanımasa da Transilvanya’da bulunduğunu biliyordu. *Sürünün izi yok. Transilvanya’daki atalarının yanından gelmiş gibi deneyimli. Buna rağmen güçsüz ve aç. Vampir özelliklerinin çoğundan da habersiz.* Eğitimini tamamlayamamış bir vampirle konuşmaktan tiksiniyordu. Anılarına bakıp adını öğrenebilirdi ama buna kalkışmadı. Nasıl olsa birazdan kendini tanıtması gerekecekti. Sürü onun izini bulduğu anda aralarına karışmaya zorlardı. İkizlere de aynı şeyi yapmamış mıydı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Christina A. Carlisle
Kara Büyü Profesörü ve Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 232
Yaş : 30
Rp Yaşı : 25
Kan Statüsü : Safkan
Desteklediği Taraf : Karanlık Taraf
En Belirgin Özelliği : Soğuk ve Gizemli
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: Josette le Lieth   Çarş. Kas. 12, 2008 6:33 am

Slytherin ~

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Josette le Lieth
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts'ın Karanlık Yüzünden Önce :: Karakter :: Seçme Bölümü-
Buraya geçin: